Montel Logo

    Tercih ettiğiniz dili seçin:

  • Montel-Foreks'in Türkçe baskısı, ayrı deneme erişimi veya abonelik gerektirir.

Işık

TECHNICAL DIFFICULTIES

Login to Montel Online is currently not available. We apologize for the inconvenience and are working to solve the problem.

SHURA/Hakman: ‘Net 0’ hedefi Paris Anlaşması kadar önemli

Elektrik

18 Oct 2021 12:25

Montel article image

Istanbul

18 Oct 2021 12:25

(Montel-Foreks) Montel-Foreks muhabiri Ufuk Olgun, Türkiye’nin 6 Ekim tarihinde onayladığı Paris İklim Anlaşması ile ilgili sorularını SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman’a yöneltti. Hakman, Türkiye’nin ‘2053 Net 0 Emisyon’ hedefini belirlemesini, etkileri bakımından en az Paris İklim Anlaşması kadar önemli bir gelişme şeklinde yorumluyor.  

- Paris İklim Anlaşması sonrasında Türkiye’nin yeni iklim politikalarında öncelikli alanlar neler olabilir?

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşmasını onaylaması, ülkenin ekonomik yapısı ve bütün sektörleri için bir ‘mihenk taşı’ olarak adlandırılabilir. Ancak bu gelişme, yine yakın zamanda duyurulan ‘2053 Net 0 Emisyon’ hedefiyle birlikte düşünülmeli. Çünkü Türkiye’nin bu konuda somut bir hedef belirlenmesi, etkileri bakımından en az Paris Anlaşması onayı kadar önem arz ediyor. Türkiye için, mevcut karbon salımı ile 2052 yılına kadar devam etmek ve 2053 hedefine de son yıl atacağı adımlarla ulaşmak bu gelişme ile artık mümkün değil. Hedefin açıklanmasıyla karbon salımı yapan bütün aktivitelerde, iş modelleri ve gelecek planları da bu hedefle uyumlu bir şekilde oluşturulmalı. Tıpkı her etkilenecek sektör gibi enerji sektörü ve tüm paydaşları da faaliyetlerini bu doğrultuda yürütmek zorunda.  

Kamu tarafı, sektörün belli alanlarını destekleyen teşvikleri, belli alanlarını kısıtlayan regülasyon ve kuralları bugünden 2053’e dek planlamalı, ilan etmeli ve kademeli olarak uygulamaya başlamalı. Anlaşmanın onaylanması ve 2053 emisyon hedefinin belirlenmesiyle karbondan arınmaya başlayacak olan enerji sektörünün uzun süredir ihtiyaç duyduğu öngörülebilirlik de sağlanacak. 

- Geçen hafta yayınlanan bazı haberlerde, Yeşil İklim Fonlarına [GCFs] erişimi olmayan Türkiye’ye anlaşmayı uygulaması amacıyla 3,1 milyar EUR büyüklüğünde kredi sağlandığı iddia edilmişti. Türkiye, anlaşmanın onay beyanında fona erişim sağlayabilen ‘Gelişmekte Olan Bir Ülke’ statüsü ile tanımlanıyor. Türkiye’de bundan sonra hayata geçirilecek yeşil enerji yatırımlarının finansmanında anlaşma ne tür bir rol üstlenebilir?

Kyoto Protokolü [1997] sonrasında ‘statü’ konusu tartışılmaya başlandı. Türkiye, Ek Protokol 1 ülkeleri arasında konumlandırılmıştı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Dünya Enerji Görünümü 2021 raporunda, küresel ‘Net 0’ hedefi için 2030’a dek gerekli tüm teknolojilerin mevcut olduğu ve gereken yeşil yatırımların büyük bölümünün finansal anlamda karlı oldukları açıklanıyor. Ancak rapor, enerji fiyatlarını düşürebilecek bu tip yatırımlar için gerekecek ‘başlangıç finansmanı’ konusuna dikkat çekiyor. Dünya genelindeki finans kuruluşları, güvenilir bir gelecek görebildikleri enerji dönüşümü yatırımlarına finans sağlamak için istekliler. Fosil kaynaklara yapılacak bir yatırımın geri dönme konusunda ise belirsizlik bulunuyor, çünkü dünyanın genel ihtiyacı bu tür yatırımları durdurmak. Almanya, örneğin, 2038 kömürden çıkış hedefini yeni hükümeti ile 2030 yılına çekmeye çalışıyor.
 
Türkiye, Paris’i onaylamasıyla birlikte finansman, politikalar, teknolojik iş birlikleri gibi konularda masadaki yerini aldı. Bu açıdan bakıldığında, artık masada söz sahibi olduğumuz bir pozisyondayız ve bahsi edilen fonlara erişim de yine masada yapılacak görüşmeler ile sonuçlanacak. Çünkü enerji dönüşümü yatırımları makul bir sürede yatırım maliyetinde geri dönüş ve ardından kar sağlayabiliyor. 

- Anlaşmanın Türkiye enerji piyasası mevzuatına ve ticari faaliyetlerine ne tür değişimler getirmesini bekleyebiliriz? 

Türkiye’nin bu anlaşmanın onaylanmasından sonra önünde atabileceği birkaç adım var. Çok yakın bir zamanda [31 Ekim-12 Kasım] Glasgow’da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Zirvesine katılacak ülkelerin ‘Ulusal Katkı Beyanları’ gözden geçirilerek daha sıkı, hızlı ve fazla karbon salımı azaltmaya dair hedefler açıklanacak. Türkiye de ilgili hedeflerini gözden geçirmeli ve Glasgow’da buna dair beyanını ortaya koymalı. 2053 ‘Net Sıfır’ emisyon hedefi için yenilenebilir enerji yatırım, sermaye ve finansman koşulları tanımlanmalı ve bu yatırımlar teşvik edilerek artırılmalı. Piyasada da bu tür yatırımları artırabilecek farklı mekanizmalar bulunuyor. Ekonomik anlamı olan yatırımlardan bahsetmiştik. Tüm dünyada en ucuz elektrik üretimi güneş enerjisinden yapılıyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarını ekonomik değerleri açısından tartışmaya gerek yok. Enerji verimliliğinde yatırımların %90’ına yakını karlılık sağlıyor ve bu yatırımların da öne alınmaları gerekiyor. Fosil yakıt kullanan taşımacılık ve bina ısıtmalarında elektrifikasyon yapılması gerekenler arasında. Taşımacılıkta bu geçiş elektrikli araçlar ile daha kolay bir şekilde yapılabilir. Avrupa’da bazı ülkeler içten yanmalı motor üretimini durduracakları tarihler belirledi. Bazı otomobil üreticileri ise belirlenmiş o tarihlerden bile daha önceden bu tür araç üretmeyeceklerini duyurdu. Düzenlemenin belirlediği tarihin öncesinde üretimi bırakacak şirketler, elektrikli araçlardaki ekonomik verimliliği gösteriyor. Hangi firma karlı olan bir alandan çekilmeyi ister? 

Düzenleme, tarife düzenleme ve teşvik konularında yapılacak işler de var. Bir takım sübvansiyonların fosil yakıtları desteklemeyi durdurmaları, buna karşılık enerji dönüşümüne verilen desteklerin ise planlanmaları gerekiyor. Özellikle, tamamen piyasa tarafından karşılanamayan noktalarda verilecek desteklerle ilgili bir plan yapılmalı ve uygulanmaya başlanmalı. En azından 2030 yılına kadar gereken teknolojiler mevcut ve bunların maliyetleri de belli. Tüm bunların nasıl yapılabileceğini biliyoruz. İş, bunları planlayıp hayata geçirmek.

- Ulusal emisyon ticareti sistemi oluşumunda Paris Anlaşması ile nasıl gelişmeler yaşanabilir?
 
Türkiye’de de karbon salımı bedeli belirlenecek. Bu tahsisat ticareti veya karbon vergisi şeklinde olabilir. Her ikisinin de piyasalara farklı etkileri bulunuyor. Aslında Türkiye, en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) uygulayacak olması ile daha önce konuyu gündemine almıştı. Türkiye, AB’ye mekanizma nedeniyle doğal olarak ülke sınırlarında tutmayı amaçlıyor. Bu şekilde, yenilenebilir enerji ile enerji verimliliği yatırımlarına kaynak sağlanabilir. Paris’in onaylanması ile bu bedelin ne zaman ve kimlere uygulanacağını belirleyen daha detaylı planlar gerekiyor. Hedeflendiği gibi 2053’te karbon salımı olmayacaksa, buna en kolay adımlarla başlamamız gerekir. Emisyon ticaretinde ulusal bir sistem için hazırlıklar ve tartışmalar yapılıyor, en nihayetinde de gerçekleşecektir. 

- Enerji sektörüne yeni yatırımlarda anlaşmanın yabancı yatırımcılar üzerinde nasıl etkileri olabilir? Öncelikli yatırım alanları neler olur? 

Bu konuda, öngörülebilirliğin sağlanması gerekiyor. Bunun dışında, ne finans kuruluşları ne yabancı ne de yerli yatırımcılara özel destekler verilmesi gerekmiyor. Piyasa kuralları, rekabet koşulları, teşvikler gibi dinamikler belli ise yatırımcı, karlı bir yatırım imkânı gördüğünde buna yönelir. Son 10-15 yıllık dönemde Türkiye’nin elektrik talebinin artış hızı düştü, ancak elektrik talebinde yukarı yönlü hareket hala devam ediyor. Elektrikli araçlar ve bina ısıtmaları da elektrifikasyon ile ek bir talep yaratabilir. Talebi artan bir ürüne yatırım öngörülebilirlik ölçüde gerçekleştirilir. 

Ekonomik anlamda sürdürülebilirlik, hangi alanlarda öncelikle yatırım olabileceğini gösterebilir. Türkiye’de, 2053 hedefi ile yenilenebilir enerji, depolama teknolojileri ve enerji verimliliği yatırımları öne çıkıyor. Bunları da yatırımcı zaten görecek ve bu noktaya doğru hareket edecektir. 

- Fosil kaynaklara bağlı bir ekonomiye sahip Türkiye, anlaşmanın uygulanmasıyla oluşabilecek enerji arzı güvenliği sorunları ile fiyat risklerine karşı hangi adımları atabilir?

Türkiye, 2053 yılında hiç fosil yakıt tüketmiyor olmalı, aksi halde ‘Net 0’ hedefine ulaşamaz. Fosil yakıtların, hangi tarihte ne tür yakıt tipinden tamamen vazgeçileceği planlanarak kademeli bir şekilde tüketimi durdurulmalı. Bugün fosil yakıt kullanan bir santralin ticari ömrü 30 ila 40 yıl kadar oluyor. Haliyle, bu tip santrallere yatırım yapanlar da tesisin 30 ila 40 sene çalışacağını hesaplıyor. Bugünden baktığınızda, 2053 yılına 30 senenin biraz üzerinde bir zaman kaldı ve teorik olarak, bundan sonra inşa edilecek fosil yakıta dayalı bir santralin de en geç 2053 yılında üretimi durduracağı hesaplanmalı. Dahası, geçiş kademeli olacağına göre, en yoğun emisyona neden olan kömürden çıkış 2053 tarihinden önce de gerçekleşebilir. Kömür santrali gibi ekonomik ömürlerini yaşayamayacak teknolojilere yatırım yapmanın ekonomik bir anlamı da bulunmuyor. Finans kuruluşlarının tamamına yakını fosil yakıtlı santral finansmanlarına, özellikle de kömür santrallerine, soğuk bakıyor. Son olarak Çin, ülke sınırları dışında kömür santrali yatırımlarını finanse etmeyeceğini açıklamıştı. Bu koşullarda yatırım yapmayı isteyen hiç kimse finansman bulamayacak. İlk adım Türkiye’de yeni bir kömür santralinin inşa edilmemesi şeklinde olabilir.

IEA raporunda da açıklandığı üzere, fosil yakıtlardan çıkılmasıyla oluşacak boşluk, depolama ve yenilenebilir enerji tarafından rahatça doldurulabilir. Enerji verimliliği yatırımları ise bazı alanlarda talebin düşmesini sağlayacaktır. Arz güvenliği de bu yatırımların doğru zamanda yapılmaları ile mümkün olur. Türkiye, hızlı bir şekilde yol haritasını hazırlamalı, ilan etmeli ve uygulamaya başlamalı. Sonrasında, piyasa mekanizmaları bu yatırımların çoğunu rahatlıkla yapabilir. Yenilenebilir ve depolama teknolojilerinin ucuzlaması, fiyat ve tüketiciye yansıtılacak bedel taraflarında kaygıların yersiz olduğunu gösteriyor. 

 

Share this article on:

URL copied!

English newswire snapshot

Montel, bu web sitesini geliştirmek için tanımlama bilgileri kullanır. Web sitemizi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Çerezler ve gizlilik politikamız hakkında daha fazlasını okuyun.